top of page

TOPRAĞIN ALTINDAKİ HİKAYELER: BERGAMA (PERGAMON)

İnsanlık tarihi, yalnızca yazılı belgelerle değil; taş, mermer ve toprak altında saklı kalmış yapılarla da okunur. Bazı kentler vardır ki, barındırdıkları kültürel katmanlar sayesinde geçmiş uygarlıkların düşünce dünyasını, bilim anlayışını ve inanç sistemlerini günümüze kadar taşırlar. Batı Anadolu’nun en önemli tarihsel merkezlerinden biri olan Bergama, antik çağdaki adıyla Pergamon, bu kentlerin başında gelmektedir. Binlerce yıllık kesintisiz yerleşim geçmişiyle Bergama, yalnızca Anadolu tarihinin değil, dünya kültür mirasının da vazgeçilmez bir parçasıdır.


Bergama, İzmir’in kuzeyinde, Bakırçay Havzası’nda yer almaktadır. Coğrafi konumu sayesinde tarih boyunca stratejik bir merkez hâline gelmiş, farklı uygarlıklara ev sahipliği yapmıştır. Arkeolojik bulgular, Bergama ve çevresinde MÖ 3000’li yıllara kadar uzanan yerleşim izlerinin bulunduğunu göstermektedir. Ancak kentin asıl yükselişi, Helenistik Dönem’de, MÖ 3. yüzyılda kurulan Pergamon Krallığı ile gerçekleşmiştir.


Pergamon Krallığı, kısa sürede Antik Çağ’ın en güçlü ve etkili devletlerinden biri hâline gelmiştir. Özellikle II. Eumenes döneminde kent; bilim, sanat, mimari ve tıp alanlarında büyük bir gelişim göstermiştir. Pergamon, Atina ve İskenderiye ile birlikte antik dünyanın en önemli kültür merkezlerinden biri olarak kabul edilmiştir. Bu dönemde inşa edilen yapılar, yalnızca dini ve siyasi işlevler taşımakla kalmamış, aynı zamanda Pergamon’un entelektüel kimliğini de yansıtmıştır.


Pergamon’un en dikkat çekici bölümü, kentin yüksek bir tepe üzerine kurulan Akropol’üdür. Akropol, savunmaya elverişli konumu ve teraslar hâlinde düzenlenmiş mimarisiyle dikkat çeker. Burada kraliyet sarayları, tapınaklar, kütüphane ve tiyatro gibi yapılar yer almaktadır. Akropol’de bulunan antik tiyatro, yaklaşık 10.000 kişilik kapasitesiyle dünyanın en dik tiyatrolarından biri olarak kabul edilir. Bu yapı, Antik Çağ mühendisliğinin ulaştığı ileri düzeyi gözler önüne sermektedir.


Pergamon Akropolü’nün en önemli yapılarından biri de Zeus Sunağı’dır. Gigantomakhia sahnelerini betimleyen kabartmalarıyla ünlü olan bu anıtsal yapı, Helenistik sanatın başyapıtlarından biri olarak değerlendirilir. Ne yazık ki Zeus Sunağı’nın büyük bir bölümü 19. yüzyılda Almanya’ya götürülmüş ve günümüzde Berlin Pergamon Müzesi’nde sergilenmektedir. Buna rağmen sunağın Bergama’daki temelleri, kentin tarihsel önemini hâlâ gözler önüne sermektedir.


Pergamon’u benzersiz kılan unsurlardan biri de Bergama Kütüphanesi’dir. Antik kaynaklara göre bu kütüphane, yaklaşık 200.000 ciltlik koleksiyonuyla dönemin en büyük bilgi merkezlerinden biri olmuştur. İskenderiye Kütüphanesi ile rekabet hâlinde olan Pergamon’da, papirüs temininin zorlaşması üzerine yeni bir yazı malzemesi geliştirilmiştir. Hayvan derisinden üretilen bu malzeme, parşömen olarak adlandırılmıştır. Parşömen kelimesi, kökenini doğrudan Pergamon adından almaktadır ve yazı tarihindeki önemini günümüze kadar korumaktadır.


Bergama’nın bir diğer önemli yapısı Asklepion’dur. Antik dünyanın en ünlü sağlık merkezlerinden biri olan Asklepion, dönemin tıp anlayışını yansıtan kapsamlı bir şifa kompleksidir. Burada su, müzik, telkin ve rüya terapileri gibi yöntemler uygulanmıştır. Ünlü hekim Galen, eğitimini Bergama Asklepionu’nda almış ve geliştirdiği tıbbi görüşler Orta Çağ boyunca hem Doğu hem de Batı dünyasında etkili olmuştur.


Bergama, yalnızca antik dönemle sınırlı kalmayan çok katmanlı bir kültürel mirasa sahiptir. Roma döneminden sonra Bizans, Selçuklu ve Osmanlı egemenliğine giren kentte, bu dönemlere ait mimari eserler de günümüze ulaşmıştır. Kızıl Avlu (Serapis Tapınağı), Roma döneminde inşa edilmiş; Bizans döneminde kilise, Osmanlı döneminde ise cami olarak kullanılmıştır. Bu yapı, Bergama’nın farklı inanç ve kültürleri bir arada barındıran yapısını simgelemektedir.


2014 yılında Bergama, Pergamon ve Çok Katmanlı Kültürel Peyzajı adıyla UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dâhil edilmiştir. Bu karar, kentin binlerce yıllık kültürel sürekliliğini ve insanlık tarihindeki yerini resmî olarak tescillemiştir. Günümüzde Bergama’da yürütülen kazı, restorasyon ve koruma çalışmaları, bu eşsiz mirasın gelecek nesillere aktarılmasını amaçlamaktadır.


Sonuç olarak Bergama, yalnızca taş ve topraktan oluşan bir antik kent değil; insanlığın bilim, sanat ve düşünce yolculuğunun somut bir yansımasıdır. Pergamon’u anlamak, Antik Çağ uygarlıklarının dünyayı nasıl algıladığını kavramak anlamına gelir. Bu nedenle Bergama, geçmişle bugünü buluşturan, korunması gereken evrensel bir kültür mirası olmayı sürdürmektedir. Sizler de bu eşsiz yeri ziyaret etmek istemez miydiniz?

                                                                                                                          YEŞİM YILMAZ

KAYNAKÇA

Akurgal, E. (2007). Anadolu uygarlıkları. İstanbul: Net Turistik Yayınlar.

Radt, W. (2001). Pergamon: Antik bir kentin tarihi ve yapıları. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.

Erhat, A. (2010). Mitoloji sözlüğü. İstanbul: Remzi Kitabevi.

UNESCO World Heritage Centre. (2014). Pergamon and its multi-layered cultural landscape. https://whc.unesco.org

Kültür ve Turizm Bakanlığı. (2023). Bergama (Pergamon). https://www.ktb.gov.tr

 

Yorumlar


bottom of page